26 Şubat 2012 Pazar

Çilekli Soda Kıvamındaki Hayatım

       Bugün hava ne kadar güzel. Gerçekten güneş  içimi ısıttı, kıpır kıpır etti. Ama Ankara gibi denizsiz bi yerde yaşadığıma da lanet ettiğim bir gün. Çok yoğun bir haftayı geride bıraktım. 5 günün 3 gününde quiz+ proje+ yeni konular beni baya bi yordu. Neyse hafta bitti ve ben haftasonunu nerdeyse hiç ders çalışmayarak geçirdim. Gerçi biraz çalıştım hakkımı yemeyelim. Cuma günü sınıfta Çılgın Bediş şarkısını duyup duygulanmam bir oldu. Vay be dedim bu dizi çıktığında ben okula bile gitmiyodum şimdi üniversiteye geldim. Çocukluk anılarım canlandı gözümde. Eve gelince ilk iş şarkıyı indirmem oldu ve bütün haftasonu kulağımda kulaklık hep bu şarkıyı dinledim. Bi de bu hafta hergün okulda aldığım çilekli sodalar benim iyice küçük bir kız çocuğu olduğum günleri hatırlettı. Şişeye her bakışımda da Aşkın Nur Yengi'nin şişeye üfleyerek ses çıkardığı klibi aklıma geldi ve o şarkıyı da bütün haftasonu dinledim. Şarkının adını merak edenlere; Nazlanma. Biraz önce eve geldim ve dışardaki güneş beni bitirdi. Ahh dedim İzmir'de olmak vardı şimdi, deniz kenarına gitmek, vapura binmek, martılara yem atmak hatta çilekli soda alıp içmek. Bu güneş insanı nasıl duygulara sürüklüyo. Bu hafta yaptığım herşey saçma değil gerçi. Eddie Vedder'ın hiç bilmediğim şarkılarını dinledim, projeden yüksek not aldım (daha yeni başlıyoruz gerçi; daha essay yazılcak, sınıfın ortasında sunum yapılcak) hatta birinden hoşlanmaya başladım. Duygu dünyam çok hareketli galiba bu aralar. Bütün bunun nedeni çilekli soda. Diyorum ben size, duygularımı hareketlendiren, beni bu soğuk ve gri havalarda mutlu eden tek şey o.


1 yorum: