25 Mayıs 2012 Cuma

İçimdeki Boşluk (Hırslarıma Yenik Düştüm)

Sonunda kendimi biraz olsun toplayabildim şimdi yazıyorum işte. Nereden başlayacağımı bilmediğim bir yazı olacağa benziyo. Öncelikle taa 2 hafta öncesinden başlamak istiyorum. Şenlik haftam. Hayatımda ilk kez şenliğe gittiğimi belirtmeliyim. Gerçekten ilk gün Hacettepe'de Duman konserinde en yakınlarımla olanı çok eğlenceliydi. İçtiğimiz biradan dolayı kız arkadaşım erkekler tuvaletine girdi, erkek arkadaşım hani şu hoşlandığım ama artık neredeyse nefret ettiğim insan sarhoş oldu falan fişman. Ertesi gün okulda erkek arkadaşımın (sevgilim değil yanlış anlaşılmasın) bana olan tavırları beni rahatsız etti ama çok üstünde durmadım açıkçası, sürekli erteledim. Neyse zar zor ODTÜ'ye gelmesi konusunda ısrar edip o gün de okul çıkışı Mor ve Ötesi konserine gittik. Başka bi kız arkadaşımla küs olduğu için konser sırasında yanımıza gelmedi, çıkışta ona gıcık olduğumu, artık herşeyi abarttığını falan söyleyip o gece eve biraz geç kalıp babamla kavga ettim. Ve cuma günü yani ertesi gün şenliklere gidemeyeceğim söylendi. O gün okulda erkek arkadaşımın soğuk tavırları yine beni rahatsız etti ama ben yine de babamı ikna edip o gün Ankara Üniversitesine gittim. Kötü bir geceydi. Cumartesi yine benzer şeyler yaşandı. Benim şemsiyemi alıp kuzenlerine götürdü, ben yağmurda ıslandım. Ona olan sinirimi yüzüne söylediğimde alttan aldı bende ıslandım ayaklarına kandırdı beni. Gel gelelim pazar gününe. Yani 13 mayıs günü. Dün geceden anlaşılıp Şebnem Ferah konserine gidileceği kararlaştırıldı. 3 gibi telefonum çaldı ve başka bi arkadaşım asıl oğlanın gelmediğini ancak benim onu ikna edebileceğimi söyledi. Çünkü gerçekten yakın arkadaştık. Aradım nedeyse yalvardım diğerleri de aynı şekilde aradı 2 saat geçti ikna edemedik. Neymiş bel fıtığı tutmuş çok kötüymüş. Moralim bozuk bi şekilde Ankara Üniversitesine gidip diğer arkadaşlarımla buluştum. Boş mideye 1 kutu bira sarhoş etkisi yaptı. Kendisini bi kere daha aradık hatta arkadaşımın bi arkadaşına bizim hiç tanımadığımız bi kıza verdik telefonu sen ne kapris yaptın öyle falan dedirttik. Ben sevgilisinden mi ayrıldığını sormasını söyledim kız benim adımı vererek soruyu sordu. O hala duruyo yanıtını aldık. Sonra bana telefonu verdi, burda içtiğimizi ve sensiz hiç çekilmiyo gerçekten lafları etmeme sebep oldu. Çünkü biraz kafam iyiydi. Kendisi konuyu değiştirdi diğer arkadaşıma telefonu vermemi söyledi. Bende onun meşgul olduğunu söyleyince tamam ben ararım onu dedi. Bende telefonu kapat diyosun yani dedim. Öyle bişey demiyorum dedi. Neyse dedim kapatırken iyi bak kendine dedi ve ben cevap vermedim. 15 dk sonra gelmeye karar verdiğini öğrendik. Diğer erkek arkadaşım baya sarhoş olduğu için haberleşirken zorunlu olarak muhattap olduk. O gün bana bakarken aslında bana bakmadığını farkettim. Gece ayrılırken yine bana iyi akşamlar dediğinde cevap vermedim. Pazartesi salı çarşamba konuşmadık. Ta ki çarşamba günü öğleden sonrasına kadar. O gün okulumuzun şenliği vardı ve biz küs bile olsak ayrı ayrı da olsa gidecektik şenliğe. Yine bi arkadaşım aradı ve onun gelmediğini söyledi. İkinci bi arkadaşım daha arayınca bende dayanamayıp onu aradım sonunda. Gelip gelmemesinin benimle ilgili olup olmadığı sordum ve tabi ki hayır yanıtını aldım. Yarın akşam Lüleburgaza gideceğini ve bana bunu önceden söylediğini söyledi. Ah nasıl unuturm nerdeyse bir ay önce 18 mayısta şehir dışında olacağını söylediğinde beynimden vurulmuştum. Doğum günüm o gün benim dediğimde inanamamıştı ama öyle kalmıştı. Neyse ertesi gün okulda çok az gördüğüm ama günaydın diyecek kadar konuştuğum bi gündü. Ve öğleden sonra o giderken ve bende başkasıyla tartışmamdan ve asıl moral bozucu nedenden dolayı defolup gittim. Cuma da okula gitmedim. Herkes mesaj attı, aradı yada Facebooktan kutladı. O hariç. Evet en yakın arkadaşım dediğim hatta benim için daha da özel olan insan beni aramadı. Pazartesi de okula gelmedi. Salı sabahı da okulda değildi ve herkes onu merak ediyodu. Diğer erkek arkadaşım aradığında telefonunu açmadı ve bide benim denemem gerektiğini söyledi. Ben herşeye rağmen aradım ve okula geliyo olduğunu öğrendim. O günde kısa süreli konuştuk ama bana bakarken gözlerime bakmıyodu, aramızda duvar vardı. Ertesi gün ben onunla konuşmadım veee gel gelelim perşembe gününe yani düne. Kısa süreli konuşmamız sırasında oturduğu yerden kalktı resmen bana bi git demediği kalmıştı. Diğer tenefüs benim olmadığım bi anda haftasonu bana doğum günü yapma planları yaptıklarını daha sonra öğrendim. Öğle arasında yakn kız arkadaşım onunla geldi o ayrıldı başka yere gitti kız arkadaşım yanıma gelip ağzımdan laf almaya çalıştı. Resmen benim ondan hoşlandığımı düşündüğünü ama onun sevgilisi olduğunu söylemiş. İma etmiş aslında söylemeye, yüzüme bakmaya cesareti yok. Ben inkar ettim kız arkadaşım da sevgilisi olduğunu bile bile benim böyle şeyler yapmayacağıma inandığını söylemiş. Sonra ben de inkar edince onlar konuştu tekrar. Ama artık benim onun yüzüne bakmaya dermanım kalmamıştı. Benim yakın bi arkadaşımı sevmediği için artık bizim tayfayla takılmak istemediğini söylemiş. Benim yaşadığım hayal kırıklığını düşünebiliyo musunuz? Bugün ise bana onu soran erkek arkadaşıma hani sürekli onu aratana artık bana onu sormamasını sert bi şekilde söyledim. Yemekte de denk geldik ama hiç konuşmadık. Yanımızdan geçerken masaya afiyet olsun dedi. Olayı bilmeyenler yanıtladı onu ama ben her yerde ondan kaçıyorum. Haftasonu yapılacak doğum günüme gelmeyeceğini (tabi şu diğer kız arkadaşımı bahane ederek gelmemesi güya tabi) hatta sevgilisine gidebileceğini söylemesi iyice beni çıkmaza soktu. Bana değil diğer kız arkadaşıma söyledi tabi. Ben de zaten doğum günü istemediğimi söyledim bu laf üzerine. Doğum günü mü kalmış ortada. Dün cidden çok kötüydüm ama sanırım şuan kabullendim biliyo musunuz? Sanırım böyle bişeyleri istedim ben herşeye rağmen üzerine gittim. Ne oldu en yakın arkadaşımı kaybettim. 2 hafta kalan okulum onun bölümünün hukuk olması ve bi daha onu hiç göremeyecek olmam beni daha da kötü yapıyo ama sanırım böylesi herkes için daha iyi. Sözlerin tükendiği andayım şuan. Bana ondan geriye sadece Facebooktaki konuşmalarımız, yan yana birbirimize yaslanarak çektirmiş olduğumuz resim kaldı sanırım.



18 Mayıs 2012 Cuma

İç Seslerin Dışa Vurumu

*Kendini en çok ne zaman yanlız hissedersin?

*İnsanlardan kaçar mısın moralin bozuk olduğunda yoksa yanlızlıktan korktuğun için ayrılamaz mısın topluluktan?

*Onların içinde ağlayabilir, rahatça gülebilir misin yoksa yanlız olmayı mı beklersin?

*Beklentilerin çok mu yüksek diğerlerinden? O yüzden mi hep böyle üzülüyosun basit şeylere?

*İnsanların başka insanları terslediği hatta resmen bi böcek gibi ezdiği zamanlarda içinden alevler yükseliyo mu? Niye herkesi düşünmek zorundasın? Çoğu kendini senin onu düşündüğün kadar düşünmüyo farkında mısın?

*Sinirlendiğinde moralin bozuk olduğunda o gün senin doğum günün de olsa kendini gizler misin insanlardan? Telefonlara çıkmaz hatta okula gitmez misin?

*Doğum günleri insanı mutlu eden günler midir sence? İnsanlar seni sadece o gün severmiş gibi gelir mi sanada? Sahte gülüşlerden, aptal saptal fotoğraflardan kaçar mısın yoksa seni de kandırabilirler mi?

*Dakka başı bir of içinden hiç eksik olmaz mı?

*Bu yaşadıklarım da neymiş ben nasıl yanlızlıklar yaşadım diye düşünür müsün?

*Arkadaşım sen hep mi yanlızsın bu ne karamsarlık der içinden bi ses. Seni seven insanlar da var lütfen bu kadar abartılı yaşama hayatı.

*Eskiden ne kada da utangaçtın. Şimdi ise fazla cesurlaştın neyine güveniyosun bu kadar anlamıyorum. Kendini geri çeken önceleri senken, şimdi sanki insanlar kaçıyo senden.



Birthday Zırvalığı

Bugün günlerden benim doğum günüm!!! Ben dün gece 12'den sonra bu şarkıyı dinliyosam o gün benim doğum günüm değildir. Beklentilerimin yüksek olduğu bir gün daha. Lanet gün bitse de insanların sahte sevgi gösterilerinden kurtulsam.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Filler Ve Çimen (Mabel Matiz)

Bu aralar deli gibi dinlediğim ve beni açık açık zırlatan şarkı.Söylese O Ben Söyleyemem'i de dinleyin o da müthiş. Şimdiye kadar Mabel Matiz dinlemediğime pişmanım cidden. Biraz kendime geliyim de size beş günlük şenlik maceamı anlatıcam ama bana biraz zaman verin bu ara pek yi değilim.

8 Mayıs 2012 Salı

Durup Dururken

İnsanlar bazı şarkılardan etkilenir ya hani. Boğazına bişeyler dolanır, yüreğin acır resmen. Niye böyle hissederiz ki biz? İnsan olduğumuz için mi? Duygularımızdan dolayı mı? Hayvanların da duyguları var acaba onlar da böyle içerleyebiliyolar mı? Güllük gülistanlık bir günken duyulan bi şarkı sözüyle altüst olur mu bütün sinir sisteminiz? Her zaman duygusal olmak zorunda mıyım ben? İnsanları çoğu zaman çok sevmek zorunda mıyım? Yavaş yavaş yaşlanıyo muyum yoksa? Daha dur haftaya yeni 20 oluyorum. Her insan kendini yanlız hisseder mi acaba? Kalabalıkların arasında neden daha yanlız hissederiz kendimizi. Neden işte bu, ben mutluluğu buldum dediğimizde söner hemen mutluluğumuz? Bazen sadece sevmek ve düşünmek için hayata geldiğimi düşünüyorum. Başka bi boka yaramıyorum çünkü. Bazen kendimi ayaklı Güzin Abla sanıyorum. Kötü olayı hissedip hemen içine atıyorum kendimi. Dün bi arkadaşım yakın arkadaşım olanından bana adamın dibisin dedi. Hayatımda duyduğum en güzel iltifattı sanırım, çok etkiledi beni. Yarın Hacettepe'ye Duman konserine, perşembe de ODTÜ'ye Mor ve Ötesine gidiyorum. Eğlencenin dibine vurma zamanı. Bu yılım ne kadar aktif geçti halbuki. Hazırlık yılı gelmez bi daha. Midtermden de o hasta halimle sınıftaki en yüksek notu aldım. Daha ne olsun beni mutlu edecek. Ama ben durur muyum? Telli telli telli şu telli turnadan, telli turnam selam götür sevdiğimin diyarına türküsüne geçiş yaparak geceme damga vurum. Ne kadar güzel bir türküdür bu. Ne kadar da etkiler insanı. Nerden nerelere geldim dersin kendi kendine. Çok mu değiştim sanki? Daha bi duygusal oldum ama aynı zamanda daha da agresif oldum. Saf mıyım eskisi kadar, duygularım saf mı en azından? Dıştan göründüğü gibi iyi kalpli miyim yoksa dıştan sinsinin teki olarak mı görünüyorum? 20 sinde böyle olan adamdan hayır gelir mi 40 ında 50 sinde? Bazen tek sorunumun doyumsuzluk olduğunu düşünüyorum. Sürekli daha çok istemek. Aslında haksızlık ediyorum kendime elinde olanla yetinmesini de bilirim gerektiğinde. Sabırlı biri miyim yoksa fazlaca sabırsız mıyım? Bitmez benim bu sorularım. Hiçbir zaman da bitmeyecek.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Don't Worry, Be Happy

Bu haftam evde gecti hep. Pazartesi sinavim vardi sonra New Castle da biseyler yemeye gittik arkadaslarla. Cok hastaydim ama sonuna kadar durdum, eve zor attim kendimi. Eve gelir gelmez yataga attim kendimi. Gece atesim cikti ama ertesi gun 1 mayisti ve zaten tatildi. Carsamba da ben gitmedim yarim gundu okulum. Persembe ozledigim okuluma gittim. I wish konusunu kacirmisim hala da calismadim. Dunde ogleden sonra yine kacip eve geldim sonra Kizilaya gittim falan filan. Bu sabah bi ara Tunaliya gittim sonra eve gelip Makinist ve Prestiji izledim. Ikisi decok iyi filmlersi. Ozelikle Prestij cidden harikaydi. Simdi deoturdum filenin sultanlarini izliyorum. Iyi gidiyoru bakalim olimpiyatlara gidebilecek miyiz? Bu arada Izlirdeki en yakin arkadasim ki tam anlamiyla dostumdur haftaya Ankaraya geliyo. Simdiden onu nereye gotursem diye dusunuyorum. Son zamanlarda gunluk hayatimdan bahseden yazilar yaziyorum hep. Bir tur gunluk gibi kullaniyorum blogumu. On donemlerde icinde bulundugum psikolojinin biraz disina cikabildim sonunda. Mutluyum beni her ne kadar uzen Yaratiklar hala var olsa da sanirim artik umursamiyorum. Kitap okumadigim icin kendimi kotu hissediyorum. Ona agirlik vermem lazim. Desarj olmak isteyenlere tavsiyem Angry Birds oynayin. Oyunun sesi acik olsun ki gaza gelin. Tabi benim gibi tembel olmak istemiyosaniz oturun ders calisin. Geldik A kuruna, Proya kalmis 5 hafta ben hala ders calismiyorum. Neyime guveniyosam, artistligim kemyse artik. Neyse don't wory, be happy olaylarina devam. See you...